

Audrey , Audrey , Audrey
Bütün yaz boyunca yaptığım en kayda değer şey Audrey Hepburn filmleri izlemekti...Audrey ve ben o kadar ayrılmaz bir ikili olduk ki izlediğim dizilerde bile (bkz. Gossip Girl) Audrey beni bir şekilde buluyordu :)) vee Audrey ile benim son buluşmamız Funny Face (1957)...
Öncelikle şunu söylemeliyim Audrey Hepburn filmlerini seviyorum belkide sırf Audrey olduğu için yada onu izlemekten zevk aldığım için yoo hayır kesinlikle bundan daha fazlası var o filmler de...
Hepburn'nun bütün filmografisini izlemiş biri değilim ama elle tutulur kayıtlara geçmiş bütün filmlerini bu yaz sonunda izleyebildim ve şunu söyleye bilirim ki bu fimler sizi mutlu ediyor izlerken keyiflendiriyor dahası Audrey'nin filmlerinde bir ışıltı olduğunu düşünüyorum örneğin izlerken önünüze harika şehirler ve onların çeşitli yerlerini görme fırsatı veriyor ( bkz. tiffany's at the breakfast - new york , funny face -paris , roman holiday - roma) Bu küçük ayrıntı bile filmlerin sizi ele geçirmesi için bir sebeb tabi unutmadan şunu da belirtmek lazım Audrey'nin filmlerinde müzik hemen gelip sizi bulur. ( my fair lady ve funny face zaten hali hazırda birer müzikal Tiffany's içinse Moonriver demem yeterli sanırım)
Daha fazla Audrey hayranlığı yapmayı bırakıp Funny Face için de bir kaç kelam etmek gerekirse Audrey ve Fred Astaire birlikte izlemek yapılacak en keyifli işlerden biri müzik kostumler ışıl ışıl bu film için bir tabir yapmak gerekirse sanırım çok canlı demek yerinde olacaktır.Hepburn Jo Stockton rolünde o bildiğimiz Audrey nin çokta dışında bir karakter çizmiyor şarkı söylüyor dans ediyor güzel kıyafetleri giyip entellektüel konuşmalar yapıyor ve filmin hikayesine bakarsakta bize tanıdık gelecektir ama film bize süresi boyunca harika vakit geçirtiyor ,o dönemin modası hakkında az buçuk fikir sahibi ediyor her şey den öte bu dönem gençliği Devil Wears Prada ya bayılırken Funny Face i es geçmemeli diyorum...
77/100

1 yorum:
Gossip Girl'de bile karşıma çıkınca bende acayip afallamıştım. Alkollü olduğum bir gece bir fotoğrafına bakıp 'Tamam Audrey, Mariln Monroe'dan sonra en bayıldığım hatunsun, tamam filmlerine hastayımdır falan ama eski sevgilimi de sana çok benzetirdim biliyorsun.. O yüzden böyle iki de bir karşıma çıkma, beni hatırlamamam gereken anılara sürükleme lütfen' diye kendisine sitem etmişliğim bile vardırXD
Şaka bir yana, bende bayılırım Audrey Hepburn filmlerine. En çok da başrollerini karizma kelimesinin icat edilmesine sebep olan hergelelerden Gary Cooper'la paylaştığı, insanı masalsı diyarlara alıp götüren melodi Fascination'ın sürekli fonda dönüp durduğu Love in the Afternoon filmine. Tabii Tiffany'de Kahvaltı'dan sonra.
Yazınıza da bayıldığımı belirtmek isterim. Funny Face'i de izlememiştim, bu yazıdan sonra hemen bir yerlerden edinip izliyorum.
Yorum Gönder