19 Ocak 2008 Cumartesi

Atonement

Bu yıl herkes gibi benimde en merak ettiğim filmlerin başını çeken Atonement'i sinema da izleme şansını ne yazıkki kaçırmıştım fakat nihayetinde filmi bugün izliyebildim. Venedik film festivali açan ve bu yılın oldukça konuşulan ödüllü filmi Atonement'i bahsedilidiği kadar iyi olup olmadığını merak ediyordum doğrusu ve sonucunda vaad edileni aldım.

Filmin bu kadar merakla beklenmesinin sebeblerinden biri kuşkusuz Ian McEwan romanın oldukça muhteşem bir kitap oluşu yazar; Briony Tallis'in II. dünya savaşının başlaması arifesinde henüz 12-13 yaşlarındayken kahyanın oğluna duyduğu aşktan öte gelerek gördüğü biri olayı saptırması ve bunu sonucunda ablası Cecelia ve Robie'nin yaşamları altüst olur ,ardından gelen savaş ,kavuşamazlığın ve tabiki aşkın hikayesini anlatıyor...

II. dünya savaşında işlenen aşk hikayelerine çokta yabancı değiliz zira English Patient kuşkusuz bunu en yakın ve iyi örneklerinden biri fakat Atonement uzun vadeli bir film ve olaylar dönem dönem anlatılıyor(nedense biraz daha uzun olsa dedirten) bu bazen kopukluklara neden olsa da filme olan ilginizi kesinlikle kaybetmiyorsunuz ve hikaye ilerledikçe olayın akışına kaptırıp filmi zevkle izliyorsunuz.

Pride and Prejuide dan taıdığımız Joe Wright Atonement'i çok güzel bir estetik dille anlatmayı başarmış sahneler arasında geçişler ve özellikle görüntü yönetmenliğe oldukça başarılı zaten sağlam bir hikayeye oturan film de karekterlere hayat veren oyuncularda yine başarılı performanslar sergilemişler.Bu sene adını oldukça duyacağımız isimler başta James Mcavoy olmak üzere herkes gayet iyi, Atonement'e başarılar diler, Saoirse Ronan'nın bu yılın Abigale Breslin'ni olmasını umut ederiz.

86/100

Hiç yorum yok: