25 Temmuz 2010 Pazar

Mildred Pierce (1945)

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhkL0DwhvJerFlfOgeLCpE8ZnNTeCR0Cpc7sJBzZ-moh__Cpy-x1DQ7zCFYpxZzl41vvrGqAWVH0HUSveiKyDlAc0ienMIMUwuXoLFk4rtuxteS5aCiXPwpDupC8PNWRWB6D-6Fq03sdat7/s400/Joan+Crawford+Mildred+Pierce.jpg

Hepimiz Casablanca'yı biliriz sinema tarihinde anlatılmış en iyi aşk hikayelerinden biri olduğu su götürmez bir gerçektir tam bir klasiktir Casablanca,repliklerinden tutunda çekildiği her sahne bir şekilde hafızalardadır işte bize bu klasiği kazandıran Michael Curtiz'in Casablancadan tam 3 yıl sonra çektiği başka bir klasik Mildred Pierce...

Doğrusu gerçekten harika bir açılış sahnesiyle başlıyor film vurulan bir adam daha sonra intiharın eşiğinde bir kadın.. İşte bu sahne itibariyle tanışıyoruz Mildred Pierce ile sırtındaki kürkü , yürüyüşü ile çok güçlü ama aslında bir o kadarda çaresiz bir kadın bu açılış sürecinden sonra Mildred Pierce'in kendi ağzından dinliyoruz hikayesini kendi halinde bir ev hanımı Mildred, tek derdi çocukları ve onların geleceği bir kaç zaman öncesine kadar eşi Bert ile gayet hali vakti yerinde bir yaşam sürerken Bert'in işi bırakmasıyla altüst oluyorlar üstelik bu zaman zarfında Mildred 2.kadın olmayıda kaldıramıyor ve ayrılıyorlar böylece Mildred tek başına 2 çocuğuyla sıfırdan bir hayat kurmaya başlıyor..

http://www.signaltribunenewspaper.com/wp-content/uploads/2009/02/mildred-pierce.jpg

Mildred Pierce gerçekten güçlü bir hikayeye sahip bir film sıradan bir katil kim acaba? hikayesinden çok çok daha ötesi en başta bir kadının var olma hikayesi annelik özverisine dair izlediğim belkide en iyi film filmdeki Veda karakterinin biraz aşırı abartılı olduğunu düşünsemde Ann Blyth 'ın villain vari oyunculuğunun buna bir tad kattığını düşünüyorum yine Ida rolüyle izlediğimiz Eve Arden'nın rolunün azlığına rağmen başarılı bir performans verdiği ortada ve Mildred Pierce rolüyle Joan Crawford.. Cahilliğime verin ama ben daha önceden hiç bir
Joan Crawford filmi/rolü izlememiş bir insandım fakat bu rolde kendisini izledikten sonra çok büyük bir kayıp olduğunun farkına vardım.
Joan Crawford Mildred Pierce rolunde tek kelime ile harika bir iş çıkarmış ve sanırım filmi bu kadar kült yapan şeyde onun bu başarılı performansı Mildred'ın duygusallığını ve azmini her sahnede hissettiriyor kısacası sırf Joan Crawford'un perfoması için bile izlenecek bir film iken çok daha ötesini vaat ediyor...

Not:Kay'in ölümü fazla ani olmamış mı ve çok duygusuzdu o sahne yada bana öyle geldi duygu sömürüsümü bekliyordum acaba?

NOT 2 : I'm not there/Far From Heaven/Velvet Goldmine ile tanıdığımız Todd Haynes Hbo için Mildred Pierce'i tekrar çekiyor sanırım 5 bölümden oluşucak bu yeni seride Mildred Pierce'ı bendenizin çok sevdiği Kate Winslet oynayacak doğrusu Joan Crawford'un bu olağanüstü performansından sonra Kate'in işi çok zor ama yinede biz kendimizi emmy winner kate winslet lafına alıştıralım kadroda Kate dışında Evan Rachel Wood ve Guy Pearce da yer almakta..

90/100

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Chloe (2010)

http://images.onset.freedom.com/ocregister/gallery/kzv7xw-b78622076z.120100325182405000gmonb81c.2.jpg

Aton Egoyan
adına çok aşina olduğum ama ne yazık ki filmografisindeki hiç bir filmi izlemediğim(evet biliyorum Sweet Hereafter gibi oscara aday olduğu bir çok ödül aldığı filmi bile izlemedim) bir yönetmendi.Kendisinin sinemasıyla tanışmak bu filme nasip oldu doğrusu keşke daha iyi bir filmiyle olsun isterdim çünkü çok daha iyilerini yapmış/yapacak bir yönetmen olduğu kanısındayım.

Bu filme gelirsek Chloe Sexual Thriller denilen mevzuya pek bir şey katmayan vasat bir film olmuş ne yazık ki çünkü ortada ciddi anlamda basit bir senaryo var. Doğrusu karakterlerin biraz daha derinine inilse çok daha anlamlı bir film ortaya çıkarmış diye düşünüyorum.

Chloe eşinin kendisini aldattığını düşünen Catherine'nin eşinin hoşlanacağını tahmin ettiği biraz da tesadüfi tanıştığı bir fahişeyi parayla tutmasından yola çıkıyor.Egoyan filmi açıkçası bir aldatma hikayesini anlatmak yerine daha çok Catherine'nin cinsel kimliğini keşfetme süreci olarak yorumlamak istediğini düşünüyorum(bunu da çok bariz belli etmiyor ama bunu anlatmak istemesi çok daha mantıklı öbür türlüsü çok daha basit bir hikayeye kaçacak) ama bunun hakkını veremediği çok açık çünkü ne Catherine karakterini yeterince duygusal anlamda çözebiliyoruz ne de filmin aslında esas ismi olan Chloe'yi.Özellikle Liam Neeson'ın canlandırdığı David karakteri sadece bir arkaplan gibi düşünülmüş.Film bize ne David/Catherine arasındaki duygusallığı yansıtıyor ne de Chloe'nin Catherine için tam olarak ne ifade ettiğini , finalde ise Chloe'nin bu kadar ileri gitmesi doğrusu filmin geliştiği süreçte çok ani ve yine karakteri belkide tam olarak anlatmadıği için çok anlamsız...

Fakat herşeye rağmen yinede iyi kotarılımış bir film kendini izlettiriyor özellikle çok boş filmler ile karşılaştığımız bu yaz sürecinde daha ciddi bir film arayanlara alternatif olabilir..


Not:Far From Heaven da eşcinsel kocası tarafından aldaıtlan kadını belki de en iyi performanslarından birini vererek oynayan Julianne Moore'u böyle bir rolde de görmek açıkçası çok hoş bir ironiydi kendisi her zaman ki gibi iyi bir performs ortaya çıkarmış..
Amanda Seyfried ise son dönemde oldukça öne çıkan bir yıldız filmde de bence Chloe olarak elinden geleni yapıyor fakat Chloe'yi yönetmen tam oturtamadığı için (ne o femme fatale/ anne özleminde bir kız/ yada cinsel kimliğini yeni keşfeden yeni yetme ) performans biraz havada kalıyor..

59/100